Şükrü OKUDAN

Şükrü OKUDAN


DEĞİŞİM GÜNDEMİ

10 Kasım 2016 - 00:04

             Çok az hak, insanların itinalı ve sürdürülebilir toplumlar oluşturması ve kendi kaynakları, ekonomileri ve geçim araçlarını kontrol etmelerinden daha aslidir. Bu haklar sonuçta, hangi kültürel değerlerin benimseneceği, çocuklara hangi değerlerin öğretileceği ve kimlerle ticaret yapılacağı hakkına bağlıdır. Küreselleşmiş bir ekonomi, bu hakları ilgili seçimlerin yapılma yetkisini küresel şirketler ve mali kurumlara transfer ederek insanların mı yoksa şirketlerin mi insanların geleceğini belirleyeceği sorusuyla ilgilidir. Bu Ekolojik Devrim içinde esaslı bir meseledir.
                Ekolojik Devrim’in yönlendirici engelleri, aktif biçimde şirketler ve piyasaların çıkarını gözetmekle birlikte, güçlü biçimde yerel mülkiyetteki yerel halka istihdam sağlayan, yerel altyapının sürdürülmesi için yerel vergiler ödeyen ve sosyal hizmetleri, çevresel standartları karşılayan, toplum yaşamına katılan ve hiçbir dominant oyuncunun bulunmadığı piyasalardaki benzer şirketlerle adil biçimde rekabet eden şirketlere taraftardır. Şayet küresel şirket, yerel teşebbüslerin yerel halka sunamayacağı imkanları sunabileceğini iddia ediyorsa, bu iddianın özünü değerlendirmek yerel halka bırakılmalıdır.
                Sömürgeleştirilmiş politik ve ekonomik alanların tekrar elde edilmesi ve toplumsal hakların yeniden tesis edilmesine yönelik yönetimsel dönüşüm için gerekli özel önlemler üzerinde durulmalıdır.
                Politik haklar, yapay tüzel kişiliklere değil halka aittir. Şirketlerin gerçek kişilerle aynı anayasal haklardan yararlanma iddiası ahlaki ve aklıselim temeli olmayan hukuki bir yanlıştır. Şirketler, kamu politikası araçları olarak vatandaşlar tarafından kararlaştırılan yasalara tabi olmalı ve kanunları yazmaya kalkışmamalıdır.
                Küresel şirketlerin kamunun kamusal ihtiyaçlara verdiği yetki ile oluşturulmuş ve sadece kanun veya imtiyazlar ile kendilerine verilmiş olan ayrıcalıklara sahip kamusal kurumlar olduğu hukuki ilkesinin tesis edilmesine yönelik yasama ve yargı faaliyetlerine öncelik verilmelidir. Bu ayrıcalıkların halk oylaması veya yasama faaliyeti ile her zaman gözden geçirilebilmesi veya geri çekilebilmesi mümkündür. Bir şirket sürekli olarak, sözleşmesiyle kendisine verilmiş olan ayrıcalıkları aşmaya çalıştığında - bilinçli olarak defolu ürünler satmak gibi – veya kanun çerçevesindeki yükümlülüklerini yerine getirmediğinde – zehirli çöplerin atılmasına ilişkin kanunların ihlal edilmesi gibi – vatandaşların hükümetleri aracılığıyla, şirket sözleşmesini feshetmek suretiyle onu kapatma hak ve sorumluluğu bulunmaktadır. Bu,  artık kamu çıkarına hizmet etmediği değerlendirilen herhangi bir kamusal kurumun feshedilmesine ilişkin hakların aynısıdır.
                Yöneticiler, hissedarlar, çalışanlar, tüketiciler ve diğerlerinin bireysel vatandaşlar olarak şirketlerin çıkarlarının lehinde veya aleyhinde her türlü görüşü dile getirme hakkı mevcuttur. Şirketlerin politik alandan uzaklaştırılmasının birincil adımı şirketlerin lobicilik, halk eğitimi, kamu vakıfları veya her türlü politik örgütler için yaptıkları harcamalara tanınan vergi muafiyetinin kaldırılmasıdır. Nihai adım ise halka açık şirketlerin politik süreçleri etkilemeye veya politik veya kamu çıkarı için halkın eğitilmesi amaçlı her türlü faaliyete katılmaktan men edilmesidir. Buna ilave olarak, şirket görevlilerinin kanunen şirket kimlikleriyle, politik katkılar talep etmesi veya çalışanlar, tedarikçiler veya tüketicilere yönelik bir politikayı destekleme faaliyetleri gerçekleştirmesi yasaklanmalıdır.
NOT: HAFTAYA – DEĞİŞİM GÜNDEMİ-2
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum