Reklam
Necmi ATİK

Necmi ATİK


ANTALYA KALEİÇİ (Etnografya Müzesi -3- Sultan II. Mahmud’a

21 Kasım 2019 - 00:01

Ney üfleyip tanbur çalan musikîşinas Sultan II. Mahmud Han, aynı zamanda Hattat Kebecizâde Mehmed Vasfî ve Hattat Mustafa Râkım Efendi’de hüsn-i hat meşk etmiş ve icâzet almış kuvvetli bir hattattır. Hüsn-i hat alanında verdiği eserler müzeler, kütüphâneler, camiler ve özel koleksiyonlarda yer almaktadır.

II. Mahmud’un yazdığı levhalar, varak altın ile siyah, neftî, mavi ve fes rengi koyu zemin üzerine malakârî tekniğiyle kabartma olarak devrin sanatkârlarına yaptırılmış ve Osmanlı Devleti’nin çeşitli şehirlerindeki âbidelere asılmıştır.
II. Mahmud Han’ın hat sanatı eserlerinden üç tanesi de Antalya Etnoğrafya Müzesi’nde birinci konağın ikinci katında sergilenmektedir. İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nden gönderilen ve Antalya Müzesi Envanter Defteri’ne 20 Nisan 1972 tarihinde kaydedilen bu üç eser; Lafzatullah (Allah), Ebûbekir (r.a.) ve Ali (r.a.) yazılarından oluşmaktadır. 61x68 cm ebatlarında, oval levhalara celî sülüs tarzı ile başarılı bir şekilde yazılmış olan üç eserin üzerleri altın varakla işlenmiştir.

Lafzatullah (Allah), Muhammed (s.a.v.) ve dört halîfenin (Ebûbekir, Ömer, Osman ve Ali (r.anhüm)) isimleri Osmanlı’dan günümüze, ehl-i sünnet ve’l-cemâat inancını vurgulamak ve râşid halîfelerin hepsine olan bağlılık, sevgi, saygı ve muhabbeti belirtmek için câmi, mescid, tekke ve zâviye gibi yerleri tezyîn etmektedir.

Altılı takım veya Rasûlullâh’ın (s.a.v.); “Benden sonra hilâfet otuz yılldır” buyruğu içerisine giren dönemi ve müminlerin ehli beyte olan muhabbetlerini de ifâde etmek için Hasan (r.a.) ve Hüseyin (r.a.) isimleriyle sekizli takım hâlinde yazılan bu levhalar, bazen cennetle müjdelenen on sahâbenin de dahil olmasıyla on dörte kadar çıkabilmektedir.

Antalya Etnofrafya Müzesi’ndeki bu eserlerin altılı gruptan oldukları, hattatın takım hâlindeki eserlerin sadece sonuncusuna imza atması geleneği ile kolayca anlaşılmaktadır. Zîra II. Mahmud Han sıralamada altıncı ve son levha olan Ali (r.a.) isminin altına imzasını atmıştır.
Sultan II. Mahmud Han, icâzet aldıktan sonra hocası Hattat Râkım Efendi tarafından kendisine o döneme kadar görülmemiş bir imza tasarlamıştır. Bu imza aşağıdan yukarıya sıralanan girift sülüs istiflidir. İmza “Ketebehu Mahmûd b. Abdülhâmîd Hân” yani “Bunu Abdülhamid’in oğlu Mahmud Han yazdı” şeklindedir. Hattatların yerine göre “ketebehu” kısmını da yazmadan imzalarını kısaltarak sadece isimlerini yazdıkları gibi,Sultan  II. Mahmud da, Antalya Etnografya Müzesi’nde ki eserlerine sadece “Mahmud Han” imzasını atmıştır.
Altılı takımda eksik olan levhalardan Muhammed (s.a.v.), Ömer (r.a.) ve Osman (r.a.) isimleri ile alâkalı İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi yetkilileriyle yaptığımız görüşme ve yazışmalarda, bu eserlerin 1966 yılında Isparta Yalvaç Müzesi’ne gönderildiğini öğrendik. Yalvaç Müzesi yetkilileriyle yaptığımız yazışma ve görüşmelerimiz sonucun da ise, söz konusu üç eserin 2009 yılında diğer tüm hat sanatı levhalarıyla birlikte Ankara Resim ve Heykel Müzesi’ne gönderildiği bilgisini aldık.

Bu nâdide üç eserin Sultan II. Mahmud’a âit olduğuna dâir Antalya Müzesi Envanter kayıtlarında herhangi bir bilgi bulunmadığı gibi, sözkonusu üç eser hakkında şu ana kadar hiçbir çalışma yapılmaması gerçekten şaşkınlık vericidir.

II. Mahmud’a âit olan bu nâdide altılı takımı üçer adetlik iki gruba ayırıp, bozup parçalayarak, ayrı ayrı müzelere gönderilmesinin hikmet! ve maksadı bir türlü anlaşılamamaktadır.

Bu noktadan sonra yapılması gereken, yetkililer tarafından bu altılı takımın tekrar bir araya getirilip tamamlanması ve Antalya Etnoğrafya Müzesi’ne kazandırılarak birtek müzede sergilenmesinin sağlanmasıdır.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum

Son Yazılar