Reklam
Necmi ATİK

Necmi ATİK


ANTALYA KALEİÇİ (Ahî Yusuf Zâviyesi)

27 Aralık 2018 - 00:04

Küçük tekke anlamına da gelen zâviyelerin yayılması, Selçukluların Anadolu’daki fetih hareketleriyle paralellik arzetmektedir. İlk devirlerde zâviyeler iskân unsuru olmuşlar ve İslâmiyetin yayılmasında en önemli rolü oynamışlardır. Anadolu Selçuklu Devleti döneminde başkent olan Konya’da 360 zâviye, 70 hânikah bulunmaktaydı.  Ehli sünnet inancını savunan ve bu inancın yayılması için her türlü gayreti sarfeden Selçuklu sultanları, tekke ve zâviyelerin bütün Selçuklu çoğrafyasında teşkilatlanmasına ön ayak olmuşlardır.

I.Gıyâseddin Keyhüsrev döneminde, I. Gıyâseddin Keyhüsrev’in hocası Mecdüddin İshak’ın dâveti üzerine hocası Evhadüddin Kirmânî ile Konya’ya gelip yerleşen Ahî Evran, kurduğu Ahîlik teşkilâtına I. Alaaddin Keykubad’ın her türlü desteği vermesiyle hızlı bir şekilde teşkilatlanmış, Selçuklu’nun fethettiği her yerde yetiştirdiği talebeleri vasıtasıyla zâviyelerini kurmuştur.

Ahî Evran’ın ilim ve irfanla donatıp yetiştirdiği gönül sultanlarından biri olan Ahî Yusuf, mürşidi tarafından Antalya’ya irşâd vazifesinde bulunması ve bir Ahî zâviyesi kurarak, İslam dinine hizmet etmesi için gönderilmiştir. Ahî Yusuf, Ahî zâviyesini günümüzde hâlâ mevcudiyetini koruyan Antalya Kaleiçi Mermerli mevkiinde inşâ ettirmiştir. Zâviyenin bahçesine II. İzzeddin Keykâvus bir mescid ile,  zâviyenin doğusundaki bahçe duvarına bir çeşme yaptırmıştır. Külliye şeklinde tasarlanan zâviyenin medrese binâsının ne olduğu ise mechuldür.
Kılıç ustası olan Ahî Yusuf’un zâviyesi, Ahi Yusuf Mescidi’nin kıble tarafında, kabr-i şerifinin bulunduğu kısmın üst katındadır. Vefat etmeden önce iki katlı olan zâviyenin alt katının da, ahîlerin her akşam mûtad yaptıkları tasavvufî sohbetler için kullanıldığı muhakkaktır. Daha çok inzivâ odası mâhiyetinde olan alt kat, Ahî Yusuf hazretlerinin vefatıyla türbesi olmuştur. Antalya’nın Çaybaşı Mahallesi’nde türbesi bulunan ve Antalya’nın diğer ahîlerinden biri olan Şeyh Şücâüddin hazretlerinin zâviyesinin de aynı özelliklerle inşâ edildiği göz önüne alındığında, ahî zâviyelerinin yapısal olarak ortak özellikler taşıdığı söylenebilir.

Kesme taştan inşâ edilen ve kitâbesi kayıp olan Ahî Yusuf zaviyesi kare planlı, iki katlı ve kırma çatısı olan alaturka kiremit örtülü bir yapıdır. On üç taş basamakla çıkılan üst katın iç mekânı kubbeyle örtülüdür. Batı tarafında yer alan penceredeki Selçuklu sivri kemerli korniş, bir metrelik eni ve dönemini yansıtan geometrik şekilleriyle târihî ve  mîmârî değeri çok yüksektir. Doğu tarafında, paralelinde aynı kemerli pencereden olduğu ve zamanla yapılan tamirat ve restorasyonlarda pencerenin tamamen kapatıldığı görülmektedir. Zâviyenin dış tarafından pencere hizasından bakıldığında bir niş bırakıldığı ancak pencerenin izlerini hâlâ koruduğu âşikârdır.
Anadolu Selçuklu Devleti’nin kuruluşunda aktif rol oynayan, Selçuklunun fethettiği her yerde hızlı bir şekilde teşkilatlanarak zâviyelerini inşâ edip, halkın her kesimine ulaşıp İslâm dinini anlatan ahîler, halk ile devlet arasında köprü vazifesi görmüşler, hizmetlerini on dokuzuncu asra kadar devam ettirmişlerdir. Antalya’da Kaleiçi’nde bulunan Ahî Yusuf zâviyesi bu hizmetlerin Antalya ölçeğinde organize edildiği merkezdir. Her açıdan çok öneme hâiz olan Ahî Yusuf zâviyesinin bütün ihtişâmı ile ayakta kalması, 800 yıldır taşıdığı hâtıralarla gelecek nesillere sağlam bir şekilde aktarılması hepimizin görevi olmalıdır.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum

Son Yazılar