Şükrü SEVREN

Şükrü SEVREN


YAŞASIN DOĞU TÜRKİSTANLI OZAN “ABDUREHİM HEYİT”

21 Şubat 2019 - 00:05

Abdurrehim Heyit Kimdir?

Abdurrehim HEYİT, 1964 yılında Kashgar’da dünyaya geldi. Dutar çalmaya tutkusu onu kısa zamanda tanınmış bir sanatçı haline gelmesini sağladı. Uygur dutarı ile (geleneksel uzun saplı ve iki telli saz) çok sayıda sevilen şarkı besteleyerek yorumladı ve Doğu Türkistan’ın en ünlü virtüöz sanatçılarından biri oldu.

 Çok sayıdaki Uygur şarkıların da bestecisi oldu. Kashgar’in Artuş ilçesindeki bir Güzel Sanatlar Okulunda (Arts College’da) eğitim gördü ve 1986-1993 yılları arasında Pekin’de bulunan Merkezi Uluslar Sanat Topluluğu’nda çalıştı ve Çin Halkları arasında birlik ve dostluğu teşvik eden ve pekiştiren çalışmalara katıldığı için birkaç kez takdirname ile ödüllendirildi. Daha sonra Doğu Türkistan ( Sincan) Şarkı ve Dans Topluluğu’nda çalışmak üzeri Urumçi’ye geri döndü.
Abdunnahim Heyit’in bestelediği ve yorumladığı şarkıların çoğu Uygurların geçmiş tarihini ve kültürünü yansıtıyor ve bunları çok güçlü bir şekilde yorumlayarak söylüyor. (ses efektini kullanıyor.)

Özellikle kendisinin aynı zamanda adaşı de olan Uygurların ünlü şair ve yazarı Abdurehim Otkur’un “uchrashqanda- Karşılaşınca ” (When We Met We) gibi şiiri  başta  diğer bir çok saygın Uygur şairlerinin lirik ve ironik şiirlerini modern Uygur  müzik tarzı ile besteleyip yorumluyor.
Bu metin ve şiirleri yorumlayarak  Uygurların  geçmişini ve tarihini onların gönlünde, hayalinde ve kalbinde canlandıran çalışmaları başarı ile yürütüyordu.

İkiyüzlü Çin yönetimi yaklaşık iki yıl  önce Türkçe şiir okuduğu gerekçesiyle tutuklayıp 8 yıl hapis cezası verdiği ve toplama kamplarından birine koyduğu Doğu Türkistan’lı Ozan Abdurehim HEYİT’in şehit olduğu haberlerinin kamuoyunda dile getirilmesi üzerine bu haberin doğru olmadığını, bir Çin televizyonunda yayınlanan 26 saniyelik canlı görüntüsüyle dünyaya duyurdu.
Bu değerli sanatçının yaşamakta olması elbette hepimiz açısından sevindirici bir durumdur. Çin yönetiminin vefat haberine ilişkin tepkiler kamuoyunda sürerken belli bir süre bekledikten sonra böyle bir açıklamayı yaptırması tipik bir dezenformasyon taktiğinin örneğidir.
Böylelikle Doğu Türkistan’da yapmakta olduğu asimilasyon ve zulümlere karşı dünya kamuoyunda giderek yükselen tepkileri engellemek, haberlerin asılsız olduğu kanaati uyandırmak, yaptıklarını meşru göstermek istemektedir. Ancak  bunu yapmak isterken bile nasıl bir zulüm mekanizması işlettiğini itiraf etmiş oluyor.

Daha düne kadar varlığını ısrarla inkar ettiği toplama (esir) kamplarını artık resmen kabullenmiş durumdadır. Buralarda tutulan üç milyondan fazla Doğu Türkistanlı’ya kimliğini unutturup mankurtlaştırmak  için neler yaptığını artık bütün dünya ve uluslar arası kuruluşlar biliyor.
Toplama kamplarına konulan ailelerin çocuklarının sahipsiz kalmalarını özellikle isteyerek bunları Çinlileştirmeye yönelik insanlık dışı uygulamalar yürütmektedir.
Bu uygulamaların birkaç örneğini sizlerle paylaşmak istiyorum;
Uygurların evlerine birer Çin’li erkek yerleştirerek aile mahremiyetini ortadan kaldırma,
Uygur kızları Çinlilerle evlenmeye zorlama,

 İbadet yapılmasını fiilen imkansız hale getirme,
Kamplarda vahşice alıkoyduğu üç milyondan fazla Uygur Türkünün en azından yaşayıp yaşamadıklarına dair bilgi bile vermekten kaçınması insanlık adına utanç verici vahşet örnekleridir.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum