Şükrü SEVREN

Şükrü SEVREN


YAŞASIN DOĞU TÜRKİSTANLI OZAN “ABDUREHİM HEYİT” (2)

22 Şubat 2019 - 00:04

Çin, bütün din ve inançları Çinlileştireceğini ilan ederek bu uygulamaların ipucunu zaten çok daha önceden vermişti. Bu nedenle ortaya çıkan tablonun çok da şaşırtıcı bir tarafı bulunmamaktadır.

Türkçe şiir okuyan Heyit üzerinden yapılmaya çalışılan dezenformasyon girişimi başarısız olmuştur.  Özellikle Türk Dışişlerinin bu konudaki açıklaması Çin’in aslında yaptıklarına gösterilecek tepkilere duyarsız kalamayacağını da bir noktada ortaya koymuştur.
Heyit konusunda Türk kamuoyunun gösterdiği hassasiyet, verilen tepkiler Çin yönetiminin böylesi bir açıklama yapması için son derece etkili olmuştur. Bu ilgi daha da yoğunlaştırılmalı ve artırılmalıdır, Doğu Türkistan'daki zulüm ve asimilasyon dünya kamuoyunun meselelerinden biri haline getirilmelidir.

Türkiye artık Abdurehim Heyit'in durumu ile doğrudan ilgi ve alakadar olmalı, Türkiye'ye getirilmesi için yoğun çaba göstermelidir. Ayrıca Çin ile mutlaka anlayacakları dilden konuşmalıyız. Unutmayalım ki iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilere bakacak olursak Çin bire dört oranında daha fazla kazanmaktadır. 22 milyar dolarlık ticaret hacminde Türkiye iki buçuk milyar dolar ihracat yaparken, Çin'den 20 milyar dolarlık ithalat yapıyoruz.

Mazlumların umut bağladığı ülke TÜRKİYE olarak soydaşlarımızın her daim yanında olduğumuzu başta kızıl Çin olmak üzere herkese karşı en üst seviyede eylem ve söylem çelişkisine düşmeden ifade ederek haykırmalıyız.
Son olarak Ozanımızın bir şiiriyle ve şiirin hikâyesiyle yazıma son vermek istiyorum.

Naziğim

Ayrılıp yurttan, ey, yabancılıkta ölmüş Naziğim
Bağlanıp zincire, ey, şaşkınlıkta ölmüş Naziğim
Sen daha genç gonca değil misin? Bu ecel, geldi acayip
Ağlayalım senin için, gayrette ölmüş Naziğim
Sürülüp kötülükle, ey, birkaç aylık yollar gezip
Güçsüzlük, dert ile, ey, hasrette ölmüş Naziğim
Bu senin akan, ey, kanın dertli yürekte oldu sel
Kapkara kötülükte, ey, şehit ölmüş Naziğim
Vay, senin endamın, nazik beden, kaş, gözlerin
Yad edip ağlayayım asırlarca, gurbette ölmüş Naziğim
Var mı bizler gibi cihanda hanı yıkılmış, yok kişi?

Günahsız sürgün olup, ey, sıkıntıda ölmüş Naziğim
Nazugum (Naziğim) hikâyesinin özeti: Şunkar Dağı adlı dağda uzunca bir mağara varmış. Naziğim, düşman liderinin boğazını kesip kaçarak bu mağaraya gizlenmiş. Düşman askerleri, bir süre sonra Naziğim'in burada olduğunu tespit etmiş ve mağaranın dar ağzından içeri biri girmiş. Naziğim onu öldürüp kılıcını almış ve diğer askerleri korkutup kaçırmış.
Bunun üzerine mağaranın girişine daha çok asker yığılmış, ateş yakıp kaçırmaya çalışmışlar ancak dumanı mağaraya girmemiş. Mağaranın dar ağzını günlerce kırıp açmaya çalışmışlar ama açılmamış. Sonrasında mağaranın dar ağzından her bir asker meşale ile içeri girmeye başlamış.
Naziğim her bulduğunu öldürmeye çalışsa da bir süre sonra yorulup bayılmış. Sağ askerler onu zincire bağlayıp götürmüş. Böylelikle o mağaranın adı "Naziğim Mağarası" olmuş.
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum