Selahattin ÇELİK

Selahattin ÇELİK


ENGELLİ TURİZMİ VE ENGELLİLERİN TURİZMDE YAŞADIĞI SORUNLAR

14 Şubat 2020 - 00:04

Turizm uluslararası ölçekte geniş istihdam olanakları yaratan bir sektördür. UNWTO Highlights 2013-2014 raporlarına göre her on bir işten biri turizm sektöründe yer almaktadır. Dünyada yaklaşık 300 milyon insanı istihdama kazandırmaktadır. Dünyada her on altı çalışandan birisi turizm sektöründe çalışmakta ve tüm uluslararası sermaye yatırımlarının yaklaşık %7’si turizm alanına yapılmaktadır (Çarıkçı ve Bulgan, 2016, 1).
Dünya nüfusunun yaklaşık % 15’i engelli insanlardan oluşmaktadır. Bu oranın zamanla daha da artacağını tahmin etmek zor değildir. Oldukça yüksek olan engelli oranının dünyada ve Türkiye’de geniş bir kitle olduğu ve bu grubun önemli bir sosyal kategoriyi oluşturup turizm için önemli bir niş pazar konumunda olduğu söylenebilir (Erinç ve Atay, 2011, 606). Çeşitli zamanlarda engellilerle ilgili olarak yasal düzenlemeler yapılmış ve yapılmaktadır. Bu yasal düzenlemelerin ortak yanı engelli insanların da tam ve eşit olarak insan hakları ve temel özgürlüklerden yararlanmasını sağlamaktır (Bulgan, 2015, 1).

Engellilik konusunda farklı kaynaklarda aynı anlama gelebilecek değişik tanımlar yapılmıştır (Büyükşalvarcı, Şapcılar ve Tuncel; 2017, 19). Doğuştan veya sonradan herhangi bir nedenle bedensel, zihinsel, ruhsal, duyusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeniyle toplumsal yaşama uyum sağlama ve günlük gereksinimlerini karşılama güçlükleri olan ve koruma, bakım, rehabilitasyon, danışmanlık ve destek hizmetlerine ihtiyaç duyan kişi “özürlü” olarak tanımlanmaktadır (5378 Sayılı Özürlüler-Engelliler Kanunu). Ancak bu sözcüğün kastettiği bireyler, kendilerinde mevcut olan söz konusu eksikliğin verdiği rahatsızlığın etkisinden bir nebze olsun uzaklaşmasından dolayı “engelli” olarak nitelendirilmeleri daha doğru bir tanımlanmadır.

WHO-Dünya sağlık örgütünce yapılan engelli tanımı özgürlük kavramına Dünya Sağlık Örgütü, Birleşmiş Milletler ve ILO tarafından farklı bakış açılarından yaklaşılmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü, özürlülük kavramı hakkında aşağıdaki gibi hastalık sonuçlarına dayanan, sağlık yönüne ağırlık veren bir tanımlama ve sınıflama yapmıştır

Noksanlık (Impaiment): Sağlık bakımından “noksanlık” psikolojik, anatomik veya fiziksel yapı ve fonksiyonlardaki bir noksanlığı veya dengesizliği ifade eder.
Özürlülük (Disability): Sağlık alanında “maluliyet” bir noksanlık veya sakatlık sonucunda, belli bir kişide meydana gelen ve o kişinin yaş, cinsiyet, sosyal ve kültürel durumuna göre normal sayılabilecek faaliyette bulunma yeteneğini önleyen ve sınırlayan dezavantajlı bir durumu ifade eder.

Maluliyet (Handicap): Sağlık alanında “maluliyet” bir noksanlık veya sakatlık sonucunda, belirli bir kişide meydana gelen ve o kişinin yaş, cinsiyet, sosyal ve kültürel durumuna göre normal sayılabilecek faaliyette bulunma yeteneğini önleyen ve sınırlayan dezavantajlı bir durumu ifade eder. Sağlık yalnız hastalık ve özürlülüğün olmaması değil, aynı zamanda bedensel, ruhsal ve toplumsal yönden tam bir iyilik durumudur (http:www.who.com).

Özürlülük bir başka ifade ile şöyle tanımlanmıştır: “Bedensel, zihinsel ve ruhsal özelliklerinden belirli bir oranda ve sürekli olarak fonksiyon ve görüntü kaybına neden olan organ yokluğu veya bozukluğu sonucu kişinin normal yaşam gereklerine uymama durumudur.” Bu durumdaki kişi özürlü olarak ifade edilir (Mutluer, 1997, 10).

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum