Reklam
Özge Gürün

Özge Gürün


KRALİÇE FEVZİYE -3

05 Şubat 2020 - 00:01

“Uzun zaman bu ayrılığın acısı ile eşinin yasını tutan Prenses, İskenderiye’de yaşamaya devam etti. Çocuklarına elinden geldiğince vakit ayırmaya, onları gözünden sakınmaya ve sade yaşamına devam ediyordu.   
2005 yılında Fevziye Fuad öldü haberleri tüm dünya basınında yer alırken işin aslı ivedilikle ortaya çıktı. Kraliyet soyundan başka bir Fevziye isimli prensesin ölümü, Fevziye Fuad ile karıştırılmıştı.
Tüm bu başına gelenlere rağmen hala hayatta olan Fevziye Fuad, hayatta olmasına içerleyecek bir şey daha yaşamıştı. Bir annenin yaşayabileceği en acı olayı. Evladının ölümüne şahitliği. 2009 yılında İsmail Şirin’den olan kızı Nadya 59 yaşında hayatını kaybetti. Evlat acısıyla kahrolan Fevziye geri kalan iki çocuğunun üstüne daha fazla düşmeye, daha sık onlarla vakit geçirmeye özen gösterdi. Ancak yası hiç bitmedi.
O hayattayken Mısır’ın karışık halleri hala devam ediyordu. 2011 yılında başlayan yoğun halk protestolarından sonra Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek istifa etti. Fevziye’nin âşık olduğu Mısır yine karıştı. 2013 yılına gelindiğinde iç karışıklık hala devam ediyordu.
Ve beklenen oldu.
Fevziye, Mısır askerî darbesinden bir gün önce 2 Temmuz 2013 Salı günü, 92 yaşında, tüm yaşadığı acıları, iyi-kötü anıları da koynuna alarak, İskenderiye’de sessiz sedasız bir şekilde hayata gözlerini yumdu.
Daha da bitmedi. Ölümünden bir gün sonra Mısır’da yine darbe oldu ve Prensesin ölümü, yaşantısı kadar dikkat çekmedi ve basında beklenilen etkiyi gösteremedi.  Fevziye ölmeden önce Mısır'a bir buçuk asır boyunca hâkim olan Kavalalı Mehmed Ali Paşa Hanedanı'nın hayattaki en yaşlı mensubuydu.  
Bir devir onun gidişiyle sessizce yenilerine gebe yaşamaya devam etti.”
***
Şu üç bölüme sığmayacak kadar uzundu acıları. Sadece alınan notlar üzerinden ilerleyerek bir Kraliçe’nin, bir İmparotariçe’nin, bir Prenses’in ve her şeyden önemlisi bir Fevziye Fuad’ın yaşamını ele almaya çalıştım.
Bir kadın düşünün…
Siyah saçlı, mavi gözlü ve son derece sevimli bir kız olarak, zenginlik ve şaşanın göbeğinde dünyaya geliyor. Çok titiz bir şekilde yetiştiriliyor. Etrafında İngiliz mürebbiyeler, İtalyan ve Fransız hizmetçiler var.
Bebekliği ve çocukluğu saraylarda geçiyor.  Daha iyi eğitim almanın moda olduğu zamanlarda İsviçre’ye gönderiliyor.  Hem Türkçe, Arapça ana dillerinin yanı sıra aldığım eğitimler neticesinde Fransızca, İtalyanca ve İngilizceyi mükemmel şekilde konuşuyor. Saray hayatından sonra batıyı, o dönemin en güzel yerinde İsviçre'de öğreniyor ve batı kültürünün hayranı oluyor. Kendini çok daha özgür ve mutlu hisseden, yaşam enerjisiyle dolu, seyahat etmeyi ve modayı çok seviyor. Mücevherlere meraklı. İnci kolyelere düşkün…
Ta ki siyasetin kardeşliği adına yapacağı evliliğe kadar… Kendisi gibi Avrupa görmüş, İsviçrelerde okumuş,  beni en iyi o anlar diyerek kabul ettiği eşiyle başlayan mutsuzluğuna koca bir hayat sığdırıyor.
Ne para, ne mal, ne mülk, ne şöhret, ne güzellik ne de unvan… Her şey anlamsızlaşıyor insan mutsuz olunca. Mutluluğu onca şaşaaya rağmen sadelik ve sevgide bulan bir yürek Fevziye.
Prenses'i yakından tanıyanlar, ondan bahsederken "Şah'ın ikinci karısı Süreyya için 'mahzun prenses' denir ama Fevziye'nin İran'daki hayatı Süreyya'dan daha büyük bir hüzün içerisinde geçti ve bu hüznünü hiç belli etmedi" diye anlatırlarmış…





 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum