Reklam
Ali Turhan

Ali Turhan


YURTTA SULH BİZİZ

18 Temmuz 2016 - 00:01

Büyük Türk Milleti kendi anayasasında direnme hakkı olmamasına rağmen bu hakkı kendinde bulup sonuna kadar kullandı. Gücünü milletten almayan hiç bir hareketin meşru zeminde istediği sonucu alamayacağını bir kez daha gösterdi...  Bir yıldır cinnet siyaseti yapan ve bazı üniversitelerde, eğer iktidar düşmezse irrasyonel yollarla düşer, dersini alan haşhaşiler anladılar ki,  adanmış ruhlara karşılık menfaat için memleketini satan ruhlar asla asla ve asla kazanamazlar.  Bu sapkın biatcıların yirmi saat içinde yaptıklarının neresi askeri darbe girişimidir bana söyleyebilir misiniz? Bu yapılanların herhangi birinin bir devlet yapsa örneğin; Kıbrıs Rum kesimi Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nü kapatsa, Rusya meclise üç adet bomba atsa, İran Beştepe’ye ağır makinalarla saldırsa Yunanistan tank yürütse Gürcistan Ata Uçağına iki F16 gönderse ya da İtalya bizim cumhurbaşkanının kaldığı otele bomba atsa. Bir gurup İsrailli kalabalığa ateş etse. İnsanın kimyası nasıl değişiyor değil mi? Oysa ne kadar kabul edilmez görünse de tüm maddeler savaş sebebidir. Ellerinde ki her türlü argümanı bu memleketin değerlerine karşı kullanmaktan çekinmeyen bu hain gurup amaçlarına ulaşmak ve menfaat temin etmek için katliam yapmaktan çekinmezler. Bunlar son dönemlerin en saçma salak taşeron örgütüdür sanırım. 
Ve siz ey gafiller köprüleri kapattınız, TV’lere el koydunuz, halkla askeri karşı karşıya getirdiniz, Mısır’daki sapkınlar gibi helikopterlerden halkın üstüne ateş açtınız. İstediniz ki kutsal saydıkları askerin yönetime el koyduğunu sansınlar. İstediniz ki direnmesinler.  Sokağa çıkmasınlar, çıkmasınlar ki plan işlesin.  İstediniz ki bin satılmış adamla seksen milyona kalkışma yapalım onlarda hiçbir şey olmamış gibi hayatlarına devam etsinler.  Nasıl inandıysanız nasıl toplum mühendislerine ikna olduysanız, Türkiye’den toplanan himmet paraları yine Türkiye’ye karşı kullanıldı. Siz buna mı tav oldunuz. Size gaz verdilerde kendinizi yükseklerde mi gördünüz. Herkes aptal mı, salak mı diye bir hayale mi kapıldınız. Nedir gerçekte bilinçaltınız. Neyse…  
Bu minvalde tüm duygu yoğunluğumla söylemek istiyorum ki sizinle aynı memleketin kimliğini taşımaktan utanıyorum.
Neden mi?
Be haysiyetsizler, be alçaklar siz asker olarak PKK’ya böyle saldırmadınız. Beştepe’ye, meclise, polise, hele hele vatandaşa nasıl saldırırsınız. Gözünüzü nasıl böyle kan bürüdü. Size karşılığında ne vaat ettiler siz nasıl Fetullah ihanet çetesi oldunuz. Nasıl Yunanistan’a sığınacak kadar şahsiyetsiz oldunuz. Kafanıza sıkacak kadarda mı onurunuz gururunuz yok?  Geride kalan aileniz nerde kalacak nereye sığınacak dahası siz bir daha bu vatan da nasıl nefes alacaksınız? Derhal sizi tutuklayan makamlara başvuru yapıp kurşuna dizilmek için irade gösterin. Bu onurlu duruşu kendinize yapmazsanız bile aileleriniz için onların bu topraklarda yaşaması için yapın buda kendinize yaptığınız son iyilik olsun. Eğer bu tavsiyelerimi cesaret gösterip te yapamayacak olursanız PKK için alınan sert kararlarda meclis nasıl kararlı durduysa sizin konunuzda da dik duracaktır. Vatana kast edildiğinde yasa ve cezalar sıfırdan tanımlanır. Buradan yola çıkarak tüm adanmış ruhlara sesleniyorum. Bu şahısları kurşuna dizecek yasayı acil çıkaralım. Tüm mal varlıklarına el koyalım, bir vakıf yapıp malları ve paraları o vakfa devredelim. Yüz altmış bir şehidimizin geride kalan ailelerine bu vakıf baksın ve lütfen bu onuru bu hainlere çok görmeyelim.
Bu arada gece ilerlemekteydi. Tüm camilerde selalar başladığında büyük bir mücadelenin içinde olduğumuzu kanıksamıştık. Üstad Nuri Pakdil’in de dediği gibi devrim yapılıp ezanların susturulduğu bir ülkeden ezan okuyup devrim durduran o büyük ülkeye geçmiştik. Hiç bir şey kolay değil tabi ve gece uzun olacaktı. Haber kanalları Recep Tayyip Erdoğan’ın görüntüleri düştü. Durumu kalkışma olarak özetliyor ve kendini milli olarak gören herkesi meydanlara davet ediyordu. Bu mesaj çok kısa zamanda Türk dünyasında yayılıp karşılık buldu. Neden bulmasın ki düşünsenize tüm aile tatildesiniz. Akşamüzeri MİT Müsteşarı Hakan Fidan geliyor, “Efendim askeri kanatta bir hareketlilik söz konusu güvenlik gerekçesiyle sizi sığınağa alacağız” diyor. Yer değişimi şart diyorlar.  İlk alınan brifinge göre yaş öncesi kıpırdama gibi duruyor. Gezi olaylarından edinilen tecrübeden olsa gerek duruma göre Ankara’ya geçeriz diyorsunuz. Efendim güvenli değil diyorlar. Sizde arkadaşlar benim en güvenli olduğum yer milletim arasıdır diyorsun. Ayrıca korkuyu korkutmazsanız başaramazsınız Ankara ya da İstanbul birine karar verip son emrinizi bildiriyorsunuz.  Komuta kademesiyle irtibat kurulamıyor. Aynı anda Genel Kurmaya baskın istihbaratı geliyor. Karar veriyorsunuz emniyet ve MİT bu kalkışmayı bastıracak diye. İstikamette İstanbul olarak belirleniyor ama sır gibi saklanıyor.  Adet F16 Ata Uçağını ararken ekip havalanıyor. Beştepe meclis çıktığın otel bombalanıyor. İnilecek yer olan Yeşilköy Atatürk Havaalanı kulesi işgal altında tutuluyor. Havada jetler yerde itler. Kamikaze ineceğiz diye talimat veriyor çünkü başkomutan halkıyla buluşmaya gidiyor. Halkına ilk talimatıysa herkesi meydanlara istiyor. Bu çağrıya cevap veren milleti hızla hareket ediyor. Bayrağını kapan meydanlara doğru giderken bu çağrı kadar etkili bir mesaj daha ekranlara yansıdı. Ülkücü hareketin lideri Devlet Bahçeli hükümete destek veriyordu. Vatan sevdalılarının beraber olmasını sağlayan bu büyük devlet adamı sokaktaki müdahaleyi daha da kararlı bir hale getiriyordu. Aylardır evinden çıkmayan ülkücüler bu mesajında desteğiyle meydanlardaki yerini aldı. Sadece devletin bekası ve bu milletin güvenliği için ter ve kan döken ailesiyle tüm değerleriyle vatan savunmasında yer alan herkese ve Devlet Bahçeli’ye şükranlarımı sunmadan ge

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum