Reklam
Mustafa Zihni TUNCA

Mustafa Zihni TUNCA


KALEİÇİ FESTİVALİ

08 Mayıs 2016 - 23:59

Daha önce defalarca yazmıştım ama yine hatırlatmakta fayda var. Diğer pek çok kentimizin aksine, tıpkı İzmir ve İstanbul gibi Antalya da aslında en az iki farklı yerleşim alanının dar bir noktadan birleşmesinden oluşan bir şehir olma özelliğine sahip. İstanbul’un Avrupa ve Anadolu yakaları, İzmir’in Karşıyaka ve Bornova ile Konak’ı çevreleyen merkez ilçeleri, Antalya’nın ise oldukça dışarıda kalan Döşemealtı’nı saymazsak merkezde yer alan Konyaaltı, Muratpaşa, Kepez ve Aksu ilçeleri birbirleri ile darboğaz olarak kabul edilen sınırlı sayıda ana arterlerle bağlanmış durumda.
İstanbul ve İzmir Antalya’ya göre kısmen daha şanslı durumdalar, çünkü bu iki şehirde bölgeler arası bağlantılar çevre yolları ve otobanlarla sağlanıyor. Antalya’da ise şehir içinde kalan Yüzüncü Yıl Bulvarı ve Gazi Bulvarı bu yükün önemli bir kısmını çekiyor. Bunun sonucunda da bu bulvarlarda yaşanan kaza veya çalışmalar tüm kenti etkileyen bir trafik kargaşalarına sebep oluyor.
Sorun elbet sadece bu bulvarlarda yaşanan sıkıntılarla sınırlı değil. Bu bulvarları besleyen ve kentin özellikle eski yerleşim birimlerine ulaşımı sağlayan ana arterlerin önemli bir kısmı hafif raylı sistem ya da nostaljik tramvay hattı yüzünden tek yön ve tek şerit olarak hizmet veriyor. Her ne kadar bu yolların önemli bir kısmı çift şerit gibi görünse de park halindeki araçlar ya da tramvay duraklarının bulunduğu bölgeler yüzünden gerçekte akış tek şerit üzerinden gerçekleşiyor. Kenti Kaleiçi ve Işıklar Caddesi istikametine bağlayan Atatürk Caddesi ile Güllük ve Şarampol Caddeleri bu durumdaki caddelerin en belirgin olanları.
Tüm bu bilgileri neden paylaştığıma gelince Muratpaşa Belediye’nin gerçekleştirdiği ve gerçekten de yapılması gerektiğine inandığım önemli bir sanat etkinliği hususunda küçük bir eleştiri getirmek istiyorum. Evet, Kaleiçi Festivali’nden bahsediyorum. Önemli bir festival olarak Antalya’ya katkı sağlayacağına inandığım bu festival ile ilgili eleştirmek istediğim en önemli nokta konser alanı olarak tarihi Üç Kapılar yani Hadrianus Surları’nın önünün seçilmesini önemli bir talihsizlik olarak düşünüyorum. Eğer konserlerden herhangi birisine katıldıysanız ya da günün herhangi bir saatinde o bölgeden geçtiyseniz nedenini fark etmiş olmalısınız...
Tarihi surlar ile araçların geçtiği cadde arasında konser için ayrılmış olan bölüm konser izlemeye gelen grup için yeterli sayılamayacak kadar dar. Ayrıca, izleyicilerin yollara taşmaması ve muhtemelen güvenliğin sağlanabilmesi için alan demir parmaklıklarla çevrilmiş durumda. Bunun sonucunda da , içeriye sığamayan pek çok izleyici yolun karşı tarafındaki bölgelerde yığılmalara sebep oluyor.
İçeride kurulan sistemin tarihi dokuya uymadığına değinmek bile istemiyorum. Kalabalık grubun tarihi surlara bir zarar verip vermediğini önümüzdeki günlerde göreceğiz ancak içeride yaşanacak olan herhangi bir izdiham durumunda demir parmaklıklar yüzünden insanların birbirine zarar verebileceğini öngörmek çok da zor değil. Kaldı ki yoğun araç trafiğine konser için bölgeye gelen araçlar da eklenince bölgenin trafik yükü de göreceli olarak artıyor.
 
Oysa ki Karaalioğlu Parkı, Cumhuriyet Meydanı, ya da Yat Limanı amfi tiyatrosu gibi çeşitli alternatifler konser alanı olarak değerlendirilerek Kaleiçi’nden uzaklaşmadan bu konserler gerçekleştirilebilirdi. Umarım önümüzdeki yıllarda daha iyi organize edilmiş bir Kaleiçi Festivali ile bölgeye önemli bir sanatsal katkı sağlanabilir.
 
Gönlünüzce bir hafta diliyorum...  
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum