Mehmet YILDIRIM

Mehmet YILDIRIM


RAMAZAN'LA KEYFİ KAÇAN ŞEYTANLAR

01 Temmuz 2016 - 00:05

Ramazan orucunun hayatın ve toplumun kılcal damarlarına kadar nüfuz eden bir tabiatı var. Gündelik hayatın eksenine yerleşiyor ve onu yörüngesinde döndürüyor. Yeme içme gibi en tabii ve vazgeçilmez beşeri duruma bile çeki düzen veren Ramazan'ın, hayatın diğer tüm alanlarını etkilemesi gayet doğal.
Bu mübarek ayın Müslüman toplumlara vurduğu damga o kadar kalıcı ki, toplumun dine en uzak kesimleri bile çok ya da az onun etkisine girmekten geri duramıyor. Ramazan her kesimin hayatına bir biçimde sokuluyor. Kimilerine damardan giriyor, kimilerine mideden. Ama giriyor ve “Ben geldim!” diyerek kendini hissettiriyor.
Küfr-i inadi sahipleri onun bu derin etkisinden fena halde rahatsız oluyor. Peygamberimiz “Ramazan'da şeytanlar bağlanır” buyuruyor. Demek ki şeytanla iş tutanlar rehberlerinin bağlanmasından huzursuzluk duyuyor. Şeytanların bağlandığı bir yerde meleklerin işi kolaylaşıyor demektir. Ramazan'ı herkes için bereketli kılan temel saik de bu olsa gerek.
Ramazan sadece medeniyetimizin kurucu unsurlarından biri değil, aynı zamanda Müslüman şahsiyetin de inşa edici unsurlarından biri. Ramazan'ın inşa edici fonksiyonunu icra etmesi, muhatabın onunla kurduğu ilişkinin derinliğine bağlı.
Ramazan'la yüzeysel ilişki kuranlarda bu mübarek ayın inşa edicilik derecesi kabuk düzeyinde kalır. Ramazan'ın etkisi, muhatabın kabuğunu geçip şahsiyetine ulaşamaz.
İbadetler kulun Allah'a yolladığı mektuplara benzer. İbadetlerle yüzeysel ilişkiye giren, onların ruhuna nüfuz etmeyen ve ibadetin kendi ruhuna nüfuz etmesini sağlamayan, Allah'a içi boş zarf göndermiş gibidir. Elbet bu da bir şeydir ve hiç yoktan iyidir. Ama aynı zamanda bir ciddiyetsizlik göstergesidir. İyilik ettiğiniz birinden mektup aldığınızı düşünün; zarfın içi boş çıkınca ne düşünürdünüz?
İbadetlerle yüzeyden değil özden ilişki kuran, zarfın içini boş bırakmamış demektir. Ramazan'la yüzeyden değil de özden ilişki kurmak, Ramazan'ın varlık sebebi olan vahiyle damardan ilişki kurmakla mümkündür. Çünkü Ramazan Kur'an'ın doğum ayı kutlamasıdır.
Kur'an'ın doğum ayının oruç biçiminde kutlanması tesadüf değil. Oruç, ruhun doyurulması için bedenin aç bırakılmasıdır. Bilinci akleden kalbin etkisine açmak için, şehevi iç güdülerin etki alanından kurtarmaktır. Manevi insanı öne çıkarmak için maddi insanı (beşer) arkaya atmaktır.
Ramazan'ı Kur'an ayı olarak bilip, tasavvuru, aklı, şahsiyeti ve nihayet hayatı Kur'an'la yeniden inşa etmek, Ramazan'la yüzden değil özden ilişki kurmak demektir. Çünkü vahiy, ilahi bir inşa projesidir. Benzetmemizden yola çıkarak söyleyecek olursak, Kur'an Allah'tan insanlığa gönderilmiş bir mektuptur. Bu mektupta insanoğlunun iki cihan saadetinin formülleri kayıtlıdır. (Alıntı)

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum