Reklam
Hidayet GÜLTEKİN

Hidayet GÜLTEKİN


PAYİTAHT 5

10 Nisan 2016 - 23:59

Bu yazı sadece meraklısı içindir…
On bir yol arkadaşı bir Cuma vakti, hayatın ve ölümün sahibine divan durmak için yürüdü.
Kapalı çarşıdayız. İstanbul’un renklerinden bir renktir Kapalıçarşılar. Geçmişle bugün arasında bir elçi yarınlarımıza bir hediyedir Kapalıçarşılarımız. Fatih Sultan Mehmet Han’ın İstanbul zaferinden sonra kurulan kapalı çarşı çevresindeki hanlar hamamlarla yaşam merkezidir. Kapalı çarşının sokaklarına isimlerini veren aynacılar, kalpakçılar, terlikçiler, tuğcular, fesçiler, perdahçılar, gibi meslek erbabı ve meslekleri yaşamıyorsa da kapalı çarşısında gezerken onların nefeslerini, her sabah ettikleri duaları, o mistik havayı, esrarlı büyüyü hissederseniz.
Baharatçıları, aktarları, pamukçu ve yorgancılarıyla ünü Dünyaca bilinen Mısır çarşısı ise Kapalı çarşının gelini gibidir.
İstanbul çarşılarını anlatırken Şair Orhan Veli’yi hatırlamak gerekir. “Kapalıçarşı deyip de geçme. Kapalıçarşı. Kapalı kutu”
Payitahta gezinmeye devam ediyoruz. Yeni rotamız Bizans İmparatoru 1. Justinianus tarafından yaptırılan yer altı sarnıcı. Suyun içinden yükselen ve bir ormanı kıskandıran sütunlu yapıya milletimiz “yere batan sarayı” ismini vermiştir. Bu dev yapı insanı sadece içine almıyor. Çarpıcı bir şekilde sizi tarihle mutlu ediyor. İki sütunun altındaki kaide olarak kullanılan Medusa Başı, heykel sanatının şaheserlerindendir. İstanbul’a giderseniz, bu sarnıcı görmenizi tavsiye ederim.
Bir hayli açıkmış olan biz beni ademler, İstanbul Sur içinde Büryan lezzetini tatmayı arzu ettik. Kendisi şiirlere, romanlara, nice yaşanmış hayata mekan olmuş Sur içi “taş gibi” karşımızdaydı. İnanın Şehri İstanbul’un yedi tepesinde yedi farklı hava mümkün desem belki inanmazsınız, yaşayınız hak vereceksiniz.
Efendim o büryan, o mumbar, o iç pilav nasıl bir lezzet nasıl bir tat? Bunları rabbim Cennetin ön hediyeleri olarak biz kullarına lütfetmediyse ben bir şey bilmiyorum. 
Baykuş Cafe’yi İstanbullulara kazandıran Harun kardeşime uğradık. Hava ayaz mı ayaz ama onun sıcak ve sevimli mekanı üşümemizi unutturdu. İstanbul’da muhabbet etmek isterseniz, kitap okumayı arzu ederseniz. Farkım olsun istiyorsanız. Baykuş Cafe’yi keşfedin.
Veda vakti geldiğinde veda ettiğimiz sadece İstanbul değildi. İstanbul tutkumuza virgül koyarak Edirneye doğru yola çıktık.
Sizler adına payitahttan payitahta bir umut olan yolculuğumuzu anlatmaya yol hikayesi sevenler için yaşamaya ve paylaşmaya devam edeceğiz.
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum