Reklam
Halil Demir

Halil Demir


Tarımda biyolojik çözümler

16 Temmuz 2020 - 00:02

Gazete Bir’den sonra, yazılarımızı Akdeniz Manşet aracılığıyla sizlere ulaştırmaya devam ediyoruz. Öncelik yine tarımda olacak.

Bu yazıda bazı kavramlara değindikten sonra, ilginizi çekeceğini düşündüğüm bir kitap tanıtımı yapmak istiyorum. Önce organik ve geleneksel tarım kavramlarını tanımlayalım.
Kısaca, üretimden tüketim aşamasına kadar kimyasal ilaç, gübre ve hormon kullanmadan yapılan ve her aşaması kontrollü ve sertifikalı üretime organik tarım diyoruz. Yani topraktan, tohumdan, yetiştiricilikten, hasattan tüketicinin sofrasına kadar her aşama organik olacak. Bitkisel üretimden hayvansal üretime, arıcılıktan su ürünlerine kadar organik üretimin prensipleri, uygulamaları değişmekle beraber hemen hemen aynıdır.

Peki, kendi hobi bahçemizde ürettiklerimiz, sertifikası olmadan organik olur mu? Girdilerin organik tarıma uygun olması şartıyla elbette olur. Ancak elde edilen ürünler ticarete konu olacaksa, her aşama kontrollü ve nihayetinde sertifikalı olmalıdır.
Geleneksel tarım ise kimyasal girdiler kullanılarak şu an daimi olarak yaptığımız yetiştiriciliktir.
Geleneksel üretimden vazgeçip, bazılarının söylediği gibi tamamen organik tarıma geçmek mümkün müdür?
Dünya genelinde ve ülkemizde yapılan geleneksel tarımsal üretimi bırakıp, tamamen organik tarıma geçiş yapmamız mümkün değildir. Çünkü insanların beslenmesi için çok fazla gıdaya ihtiyacımız var. Geleneksel tarımdan elde ettiğimiz üretim miktarını organik girdilerle elde etme şansımız tam anlamıyla henüz yok.

Bundan dolayı geleneksel tarımsal üretimi daha sağlıklı hale getirmek için farklı üretim modelleri uygulanmaktadır. İyi tarım uygulamaları veya biyolojik mücadeleyi örnek gösterebiliriz.
İnsan sağlığına zararlı kimyasal kalıntılar içermeden, çevreyi kirletmeden veya doğal dengeye zarar vermeden, kontrollü ve sertifikalı yapılan üretime iyi tarım uygulamaları diyoruz. Bu üretim şeklinde kontrollü ve izinli olmak şartıyla kimyasal girdiler kullanılabiliyor.

Biyolojik mücadele ise tarımsal üretimde zararlı olan böcekleri, doğal düşmanları ile kontrol etmeye denir. Örneğin yaprak bitlerine karşı yedi noktalı uğur böceğini kullanabiliriz.
Tarımsal üretimde amaç yüksek verim, kaliteli ve sağlıklı gıda üretmektir. Sağlıklı üretim için de konvansiyonel (geleneksel) tarım dahil, bütün üretim modellerinde kullanılabilecek girdilerin arttırılması gerekiyor.

Yararlı bakteri kullanımı bunlardan birisidir. Son yıllarda yararlı bakteriler konusunda yapılan çalışmalar artmış, bu konuda kullanılan ticari ürünler piyasaya sunulmuştur.
Bu ürünler, hem bitkilerin beslenmesinde hem de hastalık ve zararlılarla mücadelede etkin olarak kullanılıyor. Ve bu ürünlerin bir kısmı ithal iken, bir kısmı da yerli ve milli ürünlerimizdir.
Türk tarımına kazandırılan milli ticari mikrobiyal ürünlerin çoğunda, Atatürk Üniversitesi’nden Prof. Dr. Recep Kotan’ın imzası bulunuyor.

Kolay değil. Bu konuya yıllarını veren Recep Hoca’ya bu hakkını teslim etmeliyiz. Geliştirdiği ürünlerin tarıma kazandırılması konusunda birçok firma da önemli yatırımlar yapmıştır. Emeği geçen herkese ayrıca teşekkür etmeliyiz.

Prof. Dr. Recep Kotan, birikimlerini aktardığı “Tarımda Biyolojik Çözümler” isimli kitabını da tarım sektörümüze kazandırdı. Yaklaşık bir ay önce yayınlanan bu kitapta; bitki besleme ve bitki koruma ürünlerinin etkileri, bitkisel üretimde alternatif yöntemler, mikrobiyal gübreler ve biyopestisitler, mikrobiyal ürün geliştirme aşamaları, yararlı bakteriler ve diğer biyolojik çözümler hakkında önemli bilgiler veriliyor.

Tarım sektörüne hizmet eden akademisyenler, ziraat mühendisleri, ziraat fakültesi öğrencileri, çiftçilerimiz ve tarıma meraklı olanların yararlanacağını düşünüyorum. Tavsiye ederim…
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum