Reklam
Abdülkadir AĞLAMAZ

Abdülkadir AĞLAMAZ


İSLAM VE BATI MEDENİYETİ

09 Ağustos 2016 - 00:02

   İslamiyet doğuşundan itibaren kısa sürede hızla yayılmış ve müslümanlar güçlü devletler kurmayı başarmışlardır. hızlı büyüme çağı aynı zamanda beraberinde ilmi çalışmaları da getirmiştir. birçok ilim dalında Müslüman alimlerin buluşları çalışmaları çağlarına damga vurmuştur. Bir yandan Dini inancın getirdiği kendine güven ve diğer yandan ünlü çalışmalar beraberinde Müslümanlar askeri alanda da ciddi başarılar elde etmişlerdir. söz konusu  o dönemde İslam kültür medeniyetin adı olmuş ve diğer medeniyetler İslam medeniyeti karşısında karanlık Çağlar yaşamıştır. Böylesi bir ortam beraberinde rehaveti de getirmiştir. hızlı ve dinamik bir medeniyet gelişmiş çizgisini sürdürmek yerine mevcudu korumak yerine mevcudu korumak refleksine sarilmislar.
      İslam aleminde bunlar olurken Batı alemi Hristiyan ve  Haçlı alemi kendilerini İslam'ın karşısında zayıf gördüklerinden dolayı kendilerini geliştirmeye kendilerini yepyeni bir hayata şartlandırdilar yaşanan bu gelişmeler İslam medeniyetini en görkemli zamanında zaafa sürüklemiştir.
    Bir şeyin en güçlü olduğu an zayıflamaya başladığı andır. sözü Aslında bu durumu anlatan isabetli ifadelerden birisidir. bir insan veya oluşum en güçlü olduğu anda kendisini emniyette hisseder ve bu da beraberinde zaafiyeti getirir. İslam medeniyetinde özellikle bilgi alanlarinda durağanlar başlarken batıda ise yeni bir dönem yaşanmaktadır. İslam medeniyeti karşısinda zaafa  düşen Batı aydınlanma adını verdiği çağı  yaşamaya başlamıştır.
    İslam coğrafyası yirminci Yüzyıl'a acınacak halde girmiştir Bu dönem aynı zamanda ideolojilerin de Gözde dönemidir ezilen horlanan aşağılık kompleksi yaşamaya mahkum edilen coğrafyanın insanları ideolojilerin Hedef pazarı konumuna gelmiştir. özellikle Arap Dünyası'nda Sosyalist ideolojik Müslümanlar arasında revaç bulurken son iki yüzyılda Ruslarla sürekli savaşmış Türkiye'de ise bu ideolojinin karşısında yer alan liberal anlayış ve bunu manevi evladı milliyetçilik revaç bulmuştur. Türkiye'de Müslüman din ve Allah düşmanı bir Sosyalist komüniste karşı demokratik dünyasında yerini almış ve bununda din adına bir gayret olarak görmüştür.
    Ancak Yaşanan bu süreçte İslami kesimin derinden etkileyen bir olumsuzlukla islamcıların yüzleşmesi gerekmektedir. İslam'ın bir din olarak algılanması yerine siyasi bir proje gibi algılanması manevi yönünü ihmal ederek sadece maddi alanlara ilişkin yönünün  gündeme getirilmesidir. Oysa İslami ideolajilerden siyasal projelerden ayıran en önemli özellik onun manevi yönünde bulunması ile maddi ve manevi yönünü ilahi kaynaklı olmasıdır. İslam'ın dünya görüşü onun ahiret görüşü ile bir bütün olarak anlam kazanmaktadır. İslam'ın toplumsal barış ve huzur için getirdiği çözümler onun bireysel Tekamül için getirdiği işlerle beraber bir anlam ifade etmektedir. Bu sebeple maddi ve manevi tekamülün bir arada olması gerekmektedir.
    İslam aleminin içerisindeki bu zaafiyetleri iyi tespit eden Batı islam alemini işgal etmiş İslam aleminin topraklarını Kan revan içerisinde bırakmıştır. İslam aleminin işgal ettiği gibi İslam aleminin bütün yeraltı ve yerüstü zenginliklerine de el koymuştur ama müslümanlar boş durmamışlar ve bu Zalimlere karşı savaşlar başlatmışlardır. Bu da son döneminde İslam aleminin içerisinde Cihat yanlısı insanların meydana çıkmasını de sağlamıştır. bugün Batı Fırsat buldukça Müslüman kanını dökmekte Müslümanlara saldırmakta Müslümanları ezmekte onların kanları üzerinde taht sürmektedir. ama Müslümanlar Lider olduklarında dünya ya hakim olduklarında bütün dünyaya Adalet götürmüşler bütün dünyaya hizmet götürmüşler bütün insanlığa yepyeni Hayatlar sunmuşlardır. ama Batı Haçlı zihniyeti maalesef bunu yapamamıştır

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum