Reklam

ACİL SERVİSLER DOLUP TAŞIYOR

GRİP ZATÜRREYE ZEMİN HAZIRLIYOR

ACİL SERVİSLER DOLUP TAŞIYOR
03 Şubat 2020 - 17:05

Pnömoni, yani halk arasında bilinen adıyla zatürre, dünyada en sık görülen hastalıklar arasında 6’ncı sırada yer alıyor. Özellikle sonbahar ve kış aylarında artış gösteren ve enfeksiyona bağlı ölümlerde başı çeken zatürrenin, griple karıştırılarak tedavide geç kalınması hayati risklere yol açıyor.

GRİBİN SONUZATÜRRE OLABİLİR
Mevsim itibariyle, hem zatürre (pnömoni) tehlikesinde hem de hastalığın görülme sıklığında artış yaşanıyor. Türkiye’nin birçok bölgesinde hastanelerin acil servisleri ve poliklinikleri grip vakalarıyla dolup taşıyor ya da çok sayıda insan evlerinde yorgan-döşek yatıyor. Grip vakalarındaki artış bir başka tehlikeyi, zatürre tehdidini de beraberinde getiriyor. Zira grip enfeksiyonunun kolayca zatürreye ilerleyebileceğini, özellikle riskli gruplarda daha ağır seyrettiğini ve ölümle sonuçlanabileceğini belirten uzmanlar, son günlerde griple birlikte zatürre vakalarında da artış olduğuna dikkat çekiyor.

ZATÜRRE GENELLİKLE KIŞI SEVİYOR
Ortak belirtileri nedeniyle griple karıştırılabilen zatürre özellikle sonbahar-kış aylarını seviyor. Bu artıştaki en önemli etken ise soğuk hava nedeniyle kapalı mekanlarda geçirilen zamanın uzaması. AVM gibi kapalı mekanlarda ve toplu taşıma araçlarında, zatürre hastasının öksürmesi veya hapşırması mikrobun bulaşması için yeterli olabiliyor. Genellikle “griptir, geçer” düşüncesiyle önemsenmeyen ve tedavisi geciktirilen pnömoni, enfeksiyona bağlı ölümler listesinin birinci sırasında ve dünyada her yıl 4.5 milyon insanın ölümüne neden olan tehlikeli bir hastalıktır.

ZATÜRRE, SOLUNUM YOLUYLA BULAŞIYOR
Antalya Yaşam Hastanesi’nde görevli Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. İsmail Eroğulları, zatürre hakkında bilinmesi gerekenleri aktardı. Pnömoni, yani halk arasında bilinen adıyla zatürrenin, dünyada en sık görülen hastalıklar arasında olduğunu bildiren Eroğulları, “Solunulan havadaki mikroplar (genellikle virüsler ve bakteriler olmak üzere) soluk borularındaki savunma mekanizmalarını aşarak hava keselerine ulaşır ve çoğalırlar ise, burada iltihabi süreç başlamış olur. İltihabi süreç alınan mikrobun türüne, sayısına ve antibiyotiklere dirençli olup olmamasına göre farklı seyreder. Akciğerlerdeki hava keselerinin iltihapla dolmasına ve akciğer filminde görünür hale gelmesine zatürre denir” dedi.

İLK ADIM: SİGARADAN UZAK DURMAK
Solunum yolu enfeksiyonlarının hem çocuklarda hem de yetişkinlerde ciddi sonuçlar doğurabildiğine vurgu yapanbulaşıcı olan bu hastalığa mikroorganizmaların neden olduğunu kaydetti.Buna bağlı olarak, bakteri, virüs ve mantarların zatürreye neden olabildiğini anlatanDr. İsmail Eroğulları, özellikle çocuklarda, 65 yaş üstü yaşlılarda, kronik bir hastalığa sahip olanlarda (böbrek, şeker, kalp veya akciğer hastalığı gibi), sigara kullananlarda, bağışıklık sistemini baskılayan bir hastalık veya ilaç kullanımı varlığında zatürrenin daha sık görüldüğünü söyledi.Dr. Eroğulları, sigaradan uzak durmanın, zatürreden korunmada atılacak adımların başında geldiğini vurguladı

DÜŞMEYEN ATEŞ UYARICI OLMALI
Zatürrede erken tedavinin, hastalığın seyrini önemli oranda etkilediğini aktaran Eroğulları, “Ani başlayan ateş, üşüme, titreme, öksürük, balgam; daha nadir olarak baş ağrısı, eklem ağrıları, güçsüzlük, iştahsızlık, göğüs ağrısı, genel durum bozukluğu, tansiyon düşüşü ve bilinç bulanıklığı görülmektedir.Erişkinlerde kış aylarında sıklıkla zatürre görülür. Bunun nedeni; etken olan mikropların, soğukta hızlı yayılıp, sıcakta yayılamaması ve güneş ışığında ölmesidir. 3 gün boyunca devam eden 38 derecenin üstünde ateş, öksürük, balgam, göğüs ağrısı, nefes darlığı gibi etkenler, hastalığın ana belirtileridir” açıklamasını yaptı.

ZATÜRREDEN NASIL KORUNULUR?
Pnömokoklara karşı geliştirilen aşıların, hastalık riskini önemli oranda azaltabildiğine dikkati çeken Dr. İsmail Eroğulları,şu ifadelere yer vererek görüşlerini aktardı:
“Zatürreyi önlemek için; sık sık el yıkamak, hastalandığında maske takmak, ev ve iş yerlerini iyi havalandırmak, olabildiğince yaşam ve çalışma alanlarına güneş ışığının girmesini sağlamak ve aşı yaptırmak önemlidir.Grip virüsü ve pnömokok bakterisi için geliştirilmiş aşılar vardır. Grip virüsü her yıl kalıtımını (RNA) değiştirir. Bu sebeple her yıl, bir önceki yıl salgın yapan grip virüsünün kalıtımından aşı hazırlanır. Aşılama her yıl Kasım ayında uygulanmaktadır ve koruyuculuğu 3-4 ay sürelidir. Pnömokok aşısı 5 yıllık ve yaşam boyu olmak üzere iki şekilde bulunmaktadır. Vücutta enfeksiyon olmadığı dönemlerde bu iki aşının birer kez yaptırılması yeterlidir ve aşının pnömokokların birçok türüne karşı (yüzde 80-85) koruyuculuğu olduğu bildirilmektedir.Tüm aşılardan sonra olduğu gibi, grip ve pnömokok aşılarından sonra da 24 saat içinde ateş, kırgınlık, grip benzeri durum oluşur ve bu durum parasetamol alınarak rahatlıkla giderilebilir.”

Faruk ÇELİK, Serçin ÇILDIR
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum