Reklam
Reklam
Süreyya SALTIK

Süreyya SALTIK


İLİM VE DUA

08 Ekim 2016 - 00:01

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri şöyle diyor: Bu dünyaya ilim ve dua ile tekamül etsin (olgunlaşsın) diye gönderilmiştir. Bu hikemi söz insanın hem asli gayesine dikkat çekmekte ki bu gaye kemalat yolunda ilerlemek, her olayı ve oluşumu bu kutlu yoldaki ilerleyişe bir vesile bilmek ve neticede kendisi için mümkün ve müyesser olan kemalat noktalarıyla tanışıp buluşmaktır. Hem de o hedefe insanı taşıyan en önemli vecibeleri gayet veciz bir üslupla ortaya koymaktadır.
Şöyle ki dua en geniş anlamıyla ele alınıp değerlendirildiği zaman hayatın tamamını içine alıp kuşattığını görüyoruz Zira muteber kaynaklarımızda da belirtildiği üzere duanın çeşitleri var. Nitekim Risale-i Nur külliyatında şu izahat geçmektedir. ----Dördüncü nevi dua ki en meşhurudur; bizim duamızdır. Bu da iki kısımdır. Biri fiili ve hali, diğeri kalbi ve kalidir. (Biri çalışarak ve sebebine yapışarak yapılan eylemsel dua, diğeri kalp ve dil ile yapılan duadır.) Mesela esbaba teşebbüs (çalışmak) bir duayı fiilidir. Esbabın ictimai müsebbebi icad etmek için değil, belki lisanı hal ile müsebbebi Cenab-ı Haktan istemek için bir vaziyeti marziyye almaktır. (Sebeplere sarılmak sebeplerin neticesini icad etmek gayesine yönelik bir girişim değil, belki istenen şeyin verilmesi için Cenabı Hakkın razı olacağı güzel bir vaziyeti takınmış olmaktır.) Hatta çift sürmek hazine-i rahmet kapısını çalmaktır.
Bu nevi duay-ı fiili Cevvad-ı Mutlakın isim ve ünvanına müteveccih olduğundan kabule mazhariyeti ekseriyet-i mutlakadır. (Buradaki misalde olduğu gibi çiftçi Cenab-ı Hakkın Rezzak ism-i şerifinin müteveccihen rızık istemek üzere doğrudan O’nun kapısını çalmış olmakta, dolayısıyla kabul olmaya ve edilmeye daha yakın duran bir duada bulunmuş olmaktadır.) İkinci kısım lisanı hal ile kalp ile dua etmektir. Eli yetişmediği bir kısım mütalibi(ihtiyaçlarını) istemektir. Bunun en mühim ciheti, en güzel gayesi, en tatlı meyvesi şudur ki: Dua eden adam anlar ki, birisi var. Onun (kendisinin) hatırat-ı kalbini işitir. Her şeye eli yetişir. Her bir arzusunu yerine getirebilir. Aczine merhamet eder. Farkına (muhtaç olma haline) medet eder.
İşte ey aciz insan ey fakir (Cenabı hakka bir an her hususta muhtaç olan) beşer: Dua gibi hazine-i rahmetin anahtarı ve tükenmez bir kuvvetin medarı (sebebi) olan bir vesileyi (duayı) elden bırakma ona yapış. Alayı illiyin-i insaniyete (insaniyet için müyesser olan en yüksek mertebelere) çık. Bir sultan gibi kâinatın (mevcudatın kendilerine mahsus lisanlarla yaptıkları) dualarını kendi duan içine al. Bir abdı külli, bir vekili umumi (kâinat mevcudatının umumen yaptığı kulluğun bir temsilcisi ve vekili) gibi (iyyakenestain=yalnız senden yardım isteriz) de. Kâinatın güzel bir takvimi ol. (Âlemlerin en güzel sıfatlarla teçhiz edilmiş ve en güzel surette yaratılmış bir varlığı olma şerefine sahip çık ve bu şerefi muhafaza et.)
Yukarıdaki izahattan da açıkça anlaşılır ki insan hayatının, hiçbir saha ve safhası dua gerçeğinin dışında kalmıyor. Belki en geniş anlamı itibarıyla dua hakikati hayatın bütün alanlarında kendini gösteriyor, her saha ve safhada belirleyici bir faktör oluyor. Nitekim bir Ayet-i Kerimede “sabır ve namazla birlikte Allah'tan yardım isteyiniz, şüphe yok ki Allah (ın yardımı) sabredenlerle beraberdir.” buyuruluyor. Bu Ayet-i Kerimede her hususta başarılı olabilmenin formülünü sunuyor ve önce dua tavsiye ediliyor. Esasen besmele çekerek işine başlamayı şiar edinen kimse bu tavsiyeyi yerine getirmiş olmaktadır. Zira besmele çekmek aczini, zaafını şefaatçi yaparak insanın sonsuz kudret ve rahmet sahibinden yardımı istemesidir.
Sonra sabır geliyor. Sabır ki dua ederek istenen şeyi elde etmek yolunda karşıya çıkan engelleri aşmak için ortaya konan emeğin, gayret ve direncin adıdır. Bu emek ve gayret, hedeflenen başarının bir nevi bedeli olmaktadır.
Açıklamalardan anlaşıldığı üzere sabır, aynı zamanda dua özelliği taşımaktadır. Hatta sebeplere sarılmak, yorulmak ve hedefe ulaşma yolunda ortaya konan sabır, lisan ile yapılan duadaki samimiyeti kanıtlayan ve duanın kanatlanarak hedefe ulaşmasını sağlayan tamamlayıcı bir dua nevidir.
Namazda, duanın bütün aksamına bir şekilde girdiği bir ibadet olması yanında, sabır hasletinin kazanılmasını sağlayan mükemmel bir sabır egzersizi olma hususiyetide taşımaktadır. Buna göre sabır, namaz ve dua, birbirine bağlı birbirini tamamlayan bir bütün oluşturmakta ve her nevi başarının altın formülünü teşkil etmektedirler.
Hülasa-i kelam hayat bütünüyle duadan ibarettir. Mühim olan, dua diyarlarında nasıl seyahat edebileceğini bilmektir. Bu da ilimle olur. İnsan dua kavramının ifade ettiği mana ve hakikatlerin bilgisini, bütün incelik ve derinlikleriyle ölçü ve sınırlarıyla doğru bir şekilde elde ettiği ve bu bilgileri maharetle kullandığı zaman, kemalat yolunda emin adımlarla ilerlemiş ve yaratılışın gayesi olan alayı illiyyini insaniyete İnşallah kanatlanmış olur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum